Örnek Alınacak Karakter: Tyrion Lannister

0
448

Son zamanlarda ciddi bir seyirci kitlesine ulaşan ve yeni sezonu dört gözle beklenen Game of Thrones dizisinin önemli krakterlerinden biri Tyrion Lannister. Nam-ı diğer “Küçük Şeytan” veya “Yarım Adam”. En köklü ve zengin ailelerden biri olan Lannister’ların 3. çocuğu olmasına rağmen doğumundan itibaren “kaybetmiştir”. Doğmasıyla annesinin hayatını kaybetmesine neden olmuş, bu nedenle öz babası ondan nefret etmiş ve ölmesi için elinden geleni yapmış, aile tarafından dışlanmış ve istenmediği açıkça belli edilmiştir. Bütün bunların yanında o bir cücedir ve dahası Karasu Savaşı’nda yüzüne aldığı ciddi darbe sonucunda daha da çirkinleşmiştir. Haksız yere birkaç kez yargılanır ve ölümden döner. Önemli görevlere getirilir ve bütün eksilerine rağmen görevini yerine getirmeye, hümansit yaklaşımına ters düşmeden bu vahşi ortamda var olmaya çalışır. Gün gelir kendi babası tarafından ölüme mahkum edilir, ancak bir şekilde o babasını öldürür. Bütün bu anlatılanlara bakınca aslında “acıların çocuğu”nun hayatının anlatıldığı yerli filmleri geçti diyebiliriz, değil mi? Ama hayır, durup biraz daha düşünelim derim. Çünkü, Tyrion Lannister, tam da örnek alınması gereken bir karakterdir.

Peki neden örnek almalıyız? Tek bir nedeni var: baş etme becerileri. Tyrion, birçok olumsuzluğa, dışlanmışlığa rağmen hayata tutunan bir karakterdir.  Ölümü beklenirken yaşamasının ötesinde, var olmaya devam etmek için olabildiğince kaynak yaratmıştır ve en güvenilir kaynağı da aklıdır.

“… Abimin kılıcı var, benim de aklım. Nasıl ki bir kılıcın biley taşına ihtiyacı varsa, aklın da kitaplara ihtiyacı vardır. Bu yüzden bu kadar okuyorum…”

Gücün, çevikliğin ve statünün çok önemli olduğu bu çağda Tyrion’ın pek şansı yoktur. Ancak, aklı ve zekası sayesinden kendini korumayı, hayatta kalmayı becerir. Bu nedenle kendini geliştirmek adına bilgi edinmeyi ihmal etmez. Sadece okumakla kalmaz, hangi hanenin hangi haneyle nasıl bir ilişkisi olduğu gibi ayrıntıları da öğrenir, gözlemler ve hatta kendine hizmet eden uşağına da öğretir. Onun şartlarında, bilgi güçtür. Bilgi edinir, kullanır ve aktarır. Ahlaki değerleri ailesine ve diğer birçok insana göre daha çok gelişmiş olduğundan bunları hümanist yaklaşımı dahilinde yapar.

“Ölüm bir sondur, hayat ise olasılıklarla doludur.”

Onun şartlarında olan birçok insan vazgeçebilecekken bu sözüyle hayata bakışını özetler aslında. Ölüm tektir ve sondur. Ancak yaşadığımız sürece ne olursa olsun birden fazla olasılık bulunmaktadır. Tyrion da bunu bilerek her zaman hayatta kalmanın yolunu bulur. Ona bu zorlu mücadelede eşlik eden ve güç veren bir başka özelliği de mizah anlayışıdır. En karamsar durumlarda bile ince zekasını kullanarak gelişmiş mizah anlayışıyla moralini yüksek tutmayı başarır. Kimi zaman verdiği ince mesajlar da aynı şekilde mizahın gölgesinde olur ve bu aynı zamanda onun daha güçlü görünmesini sağlar. Hatta ona acınmasını engeller. Acıma, işleve dökülmediği sürece engel teşkil edebilecek bir duygudur. Tyrion hayatında bu duyguya yer vermez. Yaptığı daha çok gerçeği kabullenmek, zaman zaman gerçeğe gülebilmek ve bu gerçeklerle baş etmek için her zaman motivasyonu yüksek tutmaktır.

Hepimizin hayatında eksikleri vardır. Hepimiin yapamadığı, yetmediği konular, asla başaramayacağı durumlar bulunmaktadır. Bu noktada cüce olmayabiliriz, çirkin olmayabiliriz. Ancak bizim de bu “eksiklerimizle” var olmayı öğrenmemiz gerekmektedir. İşte bu yüzden Tyrion bize iyi bir örnek teşkil etmektedir. Bütün olumsuzluklara rağmen vazgeçmemesi, gerçekleri olabildiğince kabullenip ona göre kendi “silahlarını oluşturması ve kuşanması” bizim de bir anlamda hayatta kalmak adına neler yapmamız gerektiğine örnek oluşturmaktadır. Asla mükemmel olmayacak hayatlarımızda eksilerle var olmayı öğrenmek ve bunlara rağmen gülümseyebilmek, belki de geliştirilebilecek en önemli becerilerdir.

Paylaş
Önceki İçerikU17 Millileri Yarı Finalde
Sonraki İçerikSurvivor’da Büyük Araba Ödülü
2004 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)Psikoloji bölümünden mezun olan Burcu Sevim, “Otizm tanısı almış çocukların annelerinde stres, depresyon, kaygı ve intihar düşünceleri” konulu tezi çerçevesinde stresle başa çıkma programı uyguladı ve Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. “Karşı cinsle ilişkilerde mizah, bağlanma, kişilik özellikleri, psikolojik sorunlar ve öfke” konulu tezi ile 2011 yılında ODTÜ’de Klinik Psikoloji doktora programını bitirdi. Eğitimi süresince önde gelen hastanelerde psikiyatri servislerinde staj yaptı, çeşitli Klinik Psikoloji ve Psikiyatri merkezlerinde psikoterapi uygulamalarına devam etti ve süpervizyon aldı. ODTÜ’deki eğitimi sürecinde dahil olduğu Psinema grubunun etkinlikleri bünyesinde sinematerapiye olan ilgisi arttı ve uygulamalarında filmleri kullanmaya başladı. Verdiği seminerlerin yanı sıra, psikoloji ve sinemanın iç içe olduğu radyo programının yapımcılığını üstlendi, Psinema dergide çeşitli yazıları yayınlandı ve editörlük yaptı. Cinemascope dergisinde SinemaTerapi köşesinde yazdı, yurt dışında intihar ve sanatla ilgili yapılan bir çalışmada ergen intiharları ve filmler konulu yazısıyla katkıda bulundu. ODTÜ KKK Psikoloji bölümünde ve Yeditepe Üniversitesi Psikoloji ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinde öğretim görevlisi olarak Klinik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji ve Filmler & Psikopatoloji dersleri verdi ve derslerde filmleri kullanarak daha keyifli ve kolay öğrenmenin sağlanmasını hedefledi. Çeşitli psikoloji sitelerinde sinema ve psikoloji konulu yazıları bulunmaktadır. Halen Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans ve doktora programlarında ders vermekte, psikoterapi uygulamaları yapmakta, film gösterimleri ve söyleşileri düzenlemektedir. BS Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde ergenler ve yetişkinlerle Bilişsel-Davranışçı Terapi, İlişkiler Arası Terapi ve Sinematerapi yaklaşımlarından yararlanarak çalışmaktadır. Depresyon, anksiyete bozuklukları, travma, ilişki problemleri, ergenlik gibi farklı problem alanlarında çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here