Herşey İyi Giderken Çöken Sis İçinde Helen

0
274

Helen, kendini son derece seven bir eşi, becerikli ve tatlı bir kızı, iyi bir kariyeri olan bir kadındır. Doğum günü için düzenlenen sürpriz partide eşinin hediyesi olan piyano ile bir parça çalması istenir, kısa bir tane çalar ve çıkar. Çıktığı gibi de yüzündeki zoraki gülümseme silinip gider. Zamanla uyku problemleri yaşamaya başlar. Gece uyuyamaz kalkar ya da sabah uyanması mümkün olmaz. Birkaç kilo kaybeder. Kızıyla tam olarak ilgilenememeye başlar. Dahası, verdiği derste ne anlatacağını, ne çalacağını unutmaktadır artık ve öğrencilerin tepkisini çeker. Bununla baş edemez ve gittikçe daha mutsuz ve çaresiz görünmeye başlar. Eşiyle de sorun yaşarlar. Ondan uzaklaşmıştır ve eşi onu anlayamaz; çünkü her şeyi vardır. Girdikleri sosyal ortamlarda durmakta zorlanır, kendini çeker, herkesten uzaklaşır. Cinsel isteği de azalmıştır ve bu eşine de kötü hissettirir.

Helen’deki bu keskin değişim nedeniyle eşi de çaresiz hissetmeye başlar. Ne kadar severse sevsin, ilgi gösterirse göstersin bir şey yapamaz ve bu onu gittikçe öfkelendirir. Bir noktadan sonra Helen’i kendini öldürmeye çalışırken bulur. Tam olarak eşinin yetmediğini fark ettiği nokta budur. Her ne kadar kabul etmek istemese de onun halledeceği bir durum değildir, çünkü Helen ikinci kez depresyondadır.

Helen’in eski eşi ile konuşarak çözüm arar. Eski eşin önemli bir uyarısı vardır: Bu durum sevgiyle,aşkla ilgili değildir. Doktorunun da dediği gibi, bu bir hastalıktır. Dolayısıylabunun uzmanlarca ve gerekli tedavi yöntemleri uygulanarak çözümlenmesi gerekmektedir. Ancak Helen başta buna yanaşmaz. İlaçları kullanmak istemez, hastanede kalmaz. Durum gittikçe kötüleşir, kızının da babası tarafından himaye altına alınmasıyla Helen ondan da mahrum kalmış hissetmektedir. Kızıyla ilgilenecek durumda değildir ve onu kaybetmek de istemiyordur. Bundan aldığı motivasyonla tedavi olmaya karar verir. Bu noktada eşinin ona en büyük desteği, kapısının her zaman ona açık olduğunu belirterek sabretmesidir. Başta hep sürece dahil olmaya çalışmış ve Helen’ı daha da uzaklaştırmıştır. Helen, ona sorular sormayan, ondan hemen toparlanmasını beklemeyen ve onu anlayan Mathilda ile yaşamayı tercih eder. Eşi, ne zaman geri dönerse dönsün bekleyeceğini belirttiğinde asıl desteği vermeye başlamıştır. Helen, tedaviye uyum sağlayarak toparlar ve tekrar eşiyle görüşür. Artık toparlanma süreci başlamıştır ve umut ışığı yanmıştır.

Depresyon, bildiğimiz üzüntüden ve yastan farklı olarak kişinin en az iki hafta süreyle sürekli hüzünlü hissettiği, eskisi gibi keyif alamadığı, uyku ve iştah sorunları yaşadığı, insanlardan uzaklaştığı, enerjisiz hissettiği, umutsuzluğunun ve mutsuzluğunun ilişkilerine ve işine de yansıdığı bir rahatsızlıktır. Ruh sağlığı alanında bir nevi “grip” olarak değerlendirilebilmektedir, çünkü çok sık rastlanır: Her dört kişiden biri hayatının bir bölümünde depresyona girmektedir. Pek çok rahatsızlıkla birlikte görüldüğü gibi tek başına da farklı şekillerde kişiyi etkileyebilir. Filmde de görüldüğü gibi, kişinin hayatını yavaş yavaş yönlendirmeye başlar ve bu rahatsızlığı iyi bilmeyen bireylerde kimi zaman öfke ve hayal kırıklığı uyandırır. Depresyondaki kişi, bir bataklıktaymış gibi çırpındıkça battığını hisseder.

Bu da kendisiyle ilgili olumsuz değerlendirmelerini arttırır. Depresyon, kendi kendini besleyen bir Depresyon, kendi kendini besleyen bir rahatsızlıktır. Kişi, çabalamaktan vazgeçtikçe daha çok batar. Çabalarken de eğer gerekenler yapılmazsa zaten az olan enerjisini boşa harcar. Bazen bu durumu görmezden gelmek, bazen kendi kendine halledeceğine inanmak en sık yapılan hatalardandır. Depresyon, uzman desteğiyle, bazen ilaç tedavisiyle bazen psikoterapiyle bazen de her ikisini de kullanarak kolaylıkla tedavi edilmektedir. Kişinin bütün umutsuzluğuna rağmen bu süreçte uyum sağlaması, değişimi getirir. Psikoterapi ile, baş etme becerilerinin gelişmesi ve farkındalığın artması sağlanır.

Depresyondaki bir aile bireyinden ya da çalışandan beklentilerin her zamanki gibi olması, eninde sonunda hayal kırıklığına yol açar; çünkü depresyondaki bir kişi sağlıklı iken olduğu gibi göremez, düşünemez, değerlendiremez, odaklanamaz ve yapamaz. Ancak bu sürecin geçici olduğunu ve gerekli uygulamalarla tedavi edildiğini unutmamak, en iyi desteğin sabırlı yaklaşmak ve anlayış olduğunu mutlaka akılda tutmak gerekmektedir.

Kısacası depresyon, günlük üzüntülerden farklı olan, çok sık rastlanan, tedavisi mümkün olan dönemsel bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı iyi anlamak, baş etmek ve gerekeni yapmak adına bu filmi seyredebilir, daha ayrıntılı fikir alabilirsiniz.

Paylaş
Önceki İçerikÖzel Harekatçı Nail Abinin ‘Kim Milyoner Olmak İster?’de Anlattığı Efsane Anıları
Sonraki İçerikİnsanların Anlayamadığımız Israrları
2004 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)Psikoloji bölümünden mezun olan Burcu Sevim, “Otizm tanısı almış çocukların annelerinde stres, depresyon, kaygı ve intihar düşünceleri” konulu tezi çerçevesinde stresle başa çıkma programı uyguladı ve Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. “Karşı cinsle ilişkilerde mizah, bağlanma, kişilik özellikleri, psikolojik sorunlar ve öfke” konulu tezi ile 2011 yılında ODTÜ’de Klinik Psikoloji doktora programını bitirdi. Eğitimi süresince önde gelen hastanelerde psikiyatri servislerinde staj yaptı, çeşitli Klinik Psikoloji ve Psikiyatri merkezlerinde psikoterapi uygulamalarına devam etti ve süpervizyon aldı. ODTÜ’deki eğitimi sürecinde dahil olduğu Psinema grubunun etkinlikleri bünyesinde sinematerapiye olan ilgisi arttı ve uygulamalarında filmleri kullanmaya başladı. Verdiği seminerlerin yanı sıra, psikoloji ve sinemanın iç içe olduğu radyo programının yapımcılığını üstlendi, Psinema dergide çeşitli yazıları yayınlandı ve editörlük yaptı. Cinemascope dergisinde SinemaTerapi köşesinde yazdı, yurt dışında intihar ve sanatla ilgili yapılan bir çalışmada ergen intiharları ve filmler konulu yazısıyla katkıda bulundu. ODTÜ KKK Psikoloji bölümünde ve Yeditepe Üniversitesi Psikoloji ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinde öğretim görevlisi olarak Klinik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji ve Filmler & Psikopatoloji dersleri verdi ve derslerde filmleri kullanarak daha keyifli ve kolay öğrenmenin sağlanmasını hedefledi. Çeşitli psikoloji sitelerinde sinema ve psikoloji konulu yazıları bulunmaktadır. Halen Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans ve doktora programlarında ders vermekte, psikoterapi uygulamaları yapmakta, film gösterimleri ve söyleşileri düzenlemektedir. BS Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde ergenler ve yetişkinlerle Bilişsel-Davranışçı Terapi, İlişkiler Arası Terapi ve Sinematerapi yaklaşımlarından yararlanarak çalışmaktadır. Depresyon, anksiyete bozuklukları, travma, ilişki problemleri, ergenlik gibi farklı problem alanlarında çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here