Gia: Ölmek İçin Çok Güzel, Yaşamak İçin Çok Vahşi

0
218

Bu film ile ilgili yazıya ne kolayca başlık atabildim, ne de uygun bir başlama cümlesi bulabildim. Defalarca seyrettiğim ve seyrettirdiğim, söyleşisini yaptığım, derslerde kullandığım bu film gerçek bir yaşam öyküsüne dayanıyor maalesef. “Maalesef” diyorum çünkü nasıl bir güzelliğin (sadece fiziksel değil manevi anlamda da alabilirsiniz bu güzelliği) hızlıca yok olup gidebileceğini gözler önüne seriyor. ABD’nin ilk “Top Model”i Gia Marie Carangi’nin uyuşturucuyla tanıştıktan sonra hızlıca yok olup gidişini…

Gia, annesinin terk edip gidişiyle yaşadığı kayıpla baş etmeye çalışan, sıra dışı davranışlarıyla farklı görünen ve dikkatleri bu davranışları ve güzelliğiyle üzerine çeken genç bir kızdır. Modellik yapmaya başlar ve gittikçe ünlenir. Görünüşünden çok sıra dışı davranışlarıyla dikkat çeker. Linda adında bir fotoğrafçı ile ilişki yaşamaya başlar. Biseksüel olan Linda’yı kıskanır ama aralarındaki ilişki gelgitlerle devam eder. Bu arada Gia farklı ortamlara girer, diğer modellerle zaman geçirir ve uyuşturucu kullanmaya başlar.

Bu arada annesi ile tekrar iletişime geçer ve annesi zaman zaman evine gelip yanında kalır. Ancak Gia’nın özel hayatındaki kopuşlar, terkedilmeler, dayanabildiği bir şey değildir ve annesinin kısa süreliğine de olsa gitmesine küçük bir çocuk gibi tepki gösterir. İlk çekimlerinden önce patronunu arar gece yarısı, onu rahatlatsın ister. Aslında hep bir kadın figürü arayışındadır yaslanabilmek için. En önemli dayanağı uyuşturucu olur ve gittikçe onsuz yapamaz. Bu kötüye kullanımı Linda’yı da endişelendirir. Aralarında bundan dolayı gerginlikler de başlar. Gia, Linda ve uyuşturucu arasında seçim yapmak zorunda kalır. Seyircinin içinden geçenlerin aksine Gia tüm sevgisine rağmen uyuşturucuyu seçer, Linda’dan vazgeçer. Arada tedavi olmaya çalışır ama bu durum tekrarlar. Bir süre sonra uyuşturucuyu bırakmış gibi davranmaya ve konuşmaya başlar. Fakat öyle olmadığı bir süre sonra ortaya çıkar. Bu durumda tek biten Linda ile ilişkisi değildir, aynı zamanda kendi var oluşundan da kopmaya başlar. Kariyeri kötüye gitmeye başlar. Parasız kalır. Arkadaşına kendisine para vermesi karşılığında birlikte olmayı teklif eder. Uyuşturucu kullanmadan yaşamaya devam ediyormuş gibi yapamaz. Artık çekimlerde onun kendinden geçmiş olması başkalarının umurunda bile değildir. İstedikleri pozu verdirtirler ve çekimi yaparlar. Yoksunluk yaşadığında çekimlerde zorlanır. Böyle bir çekim sırasında motora atlayarak uyuşturucu almaya torbacısını bulmaya gider. Ancak yerinde yoktur ve acilen bir şey kullanması gerekmektedir. O sırada orda bulunan bir bağımlının enjektörünü alır ve kullanır. Aslında ölüm fermanını imzalamıştır.

Kullandığı enjektör vasıtasıyla AIDS mikrobu kapar. Kariyeri de kötüye giderken yine torbacısına gider, şiddet görür ve tecavüze uğrar. Hastaneye kaldırılır ve annesi artık hep yanındadır. Artık küçücük bir çocuk gibidir ve yirmi altı yaşında gözlerini hayata kapar.

Acımasız bir dünyada var olmaya çalışan, bağ kurmaya çalışan ve desteği onu daha da güçsüzleştiren ve koparan uyuşturucuda arayan genç ve güzel bir kadının bu kısacık yaşamı aslında gerçekte uyuşturucunun ne gibi zararlar verdiğini çok güzel örneklemektedir. İster uyuşturucu olsun ister başka bir şey, bağımlı olmak demek bağlanamamak demektir ve bağlarımız olmadan sağlıklı bir şekilde var olamayız. Bir şeye bağımlı hale geldiğimizde, onu elde etmek, ona istediğimiz düzende ulaşmak en önemli şey haline gelir. Zamanla farkında olmadan bunu sağlamak için çok şeyden vazgeçebiliriz, çok fazla risk alabiliriz. Bu sadece kendimize değil, çevremize de zarar verebilecek bir hale gelebilir. Bu filmde de görüldüğü gibi, bu hayat hikayesinde de aktarıldığı gibi önemli olan neye sahip olduğumuz değil, neyi göze alıp neden vazgeçtiğimizdir. Bağımlı hale gelerek seçim haklarımızdan vazgeçersek, yaşadığımız hayatın gerçekten kendi hayatımız olduğunu söyleyebilir miyiz?

Paylaş
Önceki İçerik”İçerde” Kavuşma mı Var?
Sonraki İçerikINSTAGRAM : Gençlerin Akıl ve Ruh Sağlığının En Büyük Düşmanı
2004 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)Psikoloji bölümünden mezun olan Burcu Sevim, “Otizm tanısı almış çocukların annelerinde stres, depresyon, kaygı ve intihar düşünceleri” konulu tezi çerçevesinde stresle başa çıkma programı uyguladı ve Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. “Karşı cinsle ilişkilerde mizah, bağlanma, kişilik özellikleri, psikolojik sorunlar ve öfke” konulu tezi ile 2011 yılında ODTÜ’de Klinik Psikoloji doktora programını bitirdi. Eğitimi süresince önde gelen hastanelerde psikiyatri servislerinde staj yaptı, çeşitli Klinik Psikoloji ve Psikiyatri merkezlerinde psikoterapi uygulamalarına devam etti ve süpervizyon aldı. ODTÜ’deki eğitimi sürecinde dahil olduğu Psinema grubunun etkinlikleri bünyesinde sinematerapiye olan ilgisi arttı ve uygulamalarında filmleri kullanmaya başladı. Verdiği seminerlerin yanı sıra, psikoloji ve sinemanın iç içe olduğu radyo programının yapımcılığını üstlendi, Psinema dergide çeşitli yazıları yayınlandı ve editörlük yaptı. Cinemascope dergisinde SinemaTerapi köşesinde yazdı, yurt dışında intihar ve sanatla ilgili yapılan bir çalışmada ergen intiharları ve filmler konulu yazısıyla katkıda bulundu. ODTÜ KKK Psikoloji bölümünde ve Yeditepe Üniversitesi Psikoloji ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinde öğretim görevlisi olarak Klinik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji ve Filmler & Psikopatoloji dersleri verdi ve derslerde filmleri kullanarak daha keyifli ve kolay öğrenmenin sağlanmasını hedefledi. Çeşitli psikoloji sitelerinde sinema ve psikoloji konulu yazıları bulunmaktadır. Halen Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans ve doktora programlarında ders vermekte, psikoterapi uygulamaları yapmakta, film gösterimleri ve söyleşileri düzenlemektedir. BS Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde ergenler ve yetişkinlerle Bilişsel-Davranışçı Terapi, İlişkiler Arası Terapi ve Sinematerapi yaklaşımlarından yararlanarak çalışmaktadır. Depresyon, anksiyete bozuklukları, travma, ilişki problemleri, ergenlik gibi farklı problem alanlarında çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here