Fikir Denemeleri

0
115

 Ağladı. Son zamanlarda kısa günün kârıydı ağlayabilmek. Sadece mazlumun gözünden akar olmuştu yaşlar. Elinin tersiyle sildi gözlerini, kalemi yeniden eline aldı. Kalem ‘kale’ idi çünkü. “Kaleler fedailer ister” idi. (1)

Başını ellerinin arasına aldı, pencerenin dışına dikti gözlerini. Binaların sayısı git gide artıyordu. Martılar dünyadan göçmeye hazır,
deniz uzak, gök mavi ve gelincikler kaçıp gitmişti dağlar ardına. İnce bir kelime döküldü dudaklarından: ‘insanlık’ İki kez sekti,
köşedeki çöp kutusuna çarptı ve durdu. Öyle kırılgan, öyle gariban, öyle kara gözlü bir çocuk yüzüydü ki insanlık, insanlık en naif ve en renkli davamızdı bizim.
Paramparça olmuş; hem iyi hem kötüyü barındırabilen; bir yanı zengin bir yanı fakir, bir yanı zalim bir yanı mazlum, bir yanı sadece seyirci; öylece kalakalmış bir insanlık vardı ortada.
İnsanlar vardı farklı iklimlerde aynı sevdayı dokuyan. Hâlâ komşunun tabağını boş vermeyenler vardı, başını okşayanlar küçük çocukların, saksılarda rengârenk çiçekler büyütenler vardı.
Dünya onların hatrına dönüyordu belki de; kalbine kötülük sığmayanların. Elbette kötülük de nasibini alıyordu nefsimizden. Politikacılar vardı birbirini yumruklayan, acımadan kardeşini öldürenler vardı; kuşları vuranlar ve silenler maviyi gökyüzünden. Bir kere daha ağladı.
Yine mazlumların soluğuna. Binler vardı kucağında yavrusuyla toprak arayan. Yeter ki evlâdının boğazından bir lokma geçsin, canı fedâ. Ufacık ayaklarını betona basan yavrular, eli titreye titreye köşe başında ekmek parası bekleyenler… Peki, kimdi suçlu? Ya da bir suçlu var mıydı ortada yoksa düzeni mi böyleydi dünyanın?
Beden hep böyle dar mıydı yüreği genişlere? Saatlerce elinde kalem, bunları düşündü bir bir. Beklediği yiğitler gelmek bilmiyordu.
Onlar sadece cennetâsâ baharlarda mı gelirlerdi? Güneş ülkesi çok mu uzaktı ülkemize? O yüzden mi gecikmişlerdi bu kadar?
Benzeri olmayan o güzel dünyayı kim kuracaktı, nereye? Ona göre biz okumak için gelmiştik dünyaya. Bir iki mısra okuyunca

geçmeliydi tüm sancılar. Bir insan birine tebessüm edince bütün insanlar gülüvermeliydi bir anda. Gül yaprakları kuruyunca kitapların arasına sığınmalıydı. Ve vapurdan martıları seyretmeliydik günde bir kere, denize yeni umutlar ısmarlamalıydık. Gözlerinin içine bakınca anlaşılmalıydı yüreğindekiler. İrkildi. Fazla abartmıştı düşünmeyi. Burası dünyaydı işte. Burası bu kadardı. (1) Zübeyir Gündüzalp

Fatma Kutlu

Son zamanlarda kısa günün kârıydı ağlayabilmek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here