Doğa’ya Dönüş

0
830

Merhaba herkese, artık sizlerle mimarlık, tasarımlar, sanat ve yeni trendler hakkında bol bol konuşacağız.

Bugün konumuz,doğaya dönüş. Uçsuz bucaksız gökdelenleri, AVM’leri, metropolleri yani kalabalıkları kısa bir süreliğine unutun..Düşünün baştan beri ait olduğunuz yerde, yani doğadasınız. İşte yeni trend de bu..Doğaya yani öze dönüşteki yeniliklerden tasarımlardan kısaca bahsetmek gerekirse.

1.Ağaç evler,mimarlıkta yine göz önünde

Sizlerle  biraz sıradısı, biraz hayalgücünüzün sınırlarını zorlayacak tasarımlar paylasıcam. Kimi lale soğanı gibi, kimi yalın bi küp, kimi de şekilsiz..ama hepsinin ortak yönü çok eğlenceliler…Evet bu sefer daha farklı, daha yaratıcı, daha eğlenceli

Ağaç ev ya da treehouse olarak mimarlık termolojisinde yer alsa da bu küçük eşsiz yapılar artık sadece ev, baraka değil restoranlara, okullara, otellere ya da küçük dinlenme, meditasyon köşelerine dönüşüyor.

Yeni yapım tekniklerinden olan çelik strüktür, bambu gibi esnekliği yüksek malzemeler ve biraz da yaratıcılıkla doğada neler yapılabileceğinizi görüyorsunuz. Ağaçlar gibi her tasarım da birbirinden çok farklı, gerek bulunduğu bölgenin ekolojisi gerek topografyası mimariye de yansıyor. Ve bu mekanların harika iç tasarımları da aslında bize küçük metrekarelere nasıl sığılabileceği konusunda ders verir nitelikte..

2.Parkorman

Bir diğer konu ise İstanbul – Parkorman gibi harika  doğaya sahip bir yeri bozmadan Central Park gibi insanlarla daha bütünlük içinde bir yeşil alana dönüşmesi mümkün mü, bunu inceleyeceğiz.

Birçok yeşil alanlarımız tahrip ve yok olduğundan bu konuda oldukça hassasız ama bu projeyi incelediğimizde doğayı asıl odak yaptığını anlıyoruz. Bence bu proje çevreyi bozmadan oldukça hassas tasarlanmış ve bu tasarımların gerçeğe dönüşmesi faydalı olacağı belli.,
Proje Dror studio tasarımı ve daha tasarım aşamasında olsa da projenin görselleri bize cok şey anlatıyor. Şimdiden bu proje, uluslararası mimarlık yarışmasında 2017 finalisti..Umarım artık böyle çevreye hassas ve onu yücelten projeler artar ve bizler de artık gökdelenleri değil yeşil alan iyileşmelerini görmeye başlarız.

3.Doğayı evinize taşıyın.

 Son olarak da evlerimizde hepimizin sahip olduğu ama aslında çok da iyi değerlendiremediğimiz  mekanlar olan balkonların nefes alan yaratıcı yeşil küçük konforlu mekanlara dönüşmesi için yaratıcı tasarımlardan bahsetmek gerekirse,

Önceklikle hepimiz büyük balkonlara ya da teraslara sahip olmayabiliriz. Ama korkmayın, bu yazı zaten daha çok küçük sevimli mekanlara yönelik.
Balkonlar genellikle küçük mekanlar olduğundan mümkün olduğu kadar küçük ebatlarda mobilyalar gerekli, klasik balkon masaları ve sandalyelerden kesinlikle kaçının !!. Portatif açılıp kapanan masa ve sandalyeler, tabureler daha iyi bir tercih olabilir. Artık portatif şık masa ve sandalyeler çok trend, o yüzden rahat olun, nasıl bulacağım demenize gerek yok..

Bir diğer püf nokta ise bu mekanlarda renklerden korkmayın. Doğadaki renkleri balkonunuza taşıyın. Yeşiller, maviler, sarıların her tonu benim favorim, siz de istediğiniz renkleri seçin. Unutmayın renkler, mekanları eğlenceli, konforlu kılan anahtarlardan..
Benim için en hassas noktalardan biri aydınlatma konusu..Çok bilirkişilik yapmak istemem ama beyaz ışıktan ve sıkıcı lambalardan kaçının. Mumlardan, tealight’lardan, ışıltılardan faydalanın. Sarı ışık, yaz akşamlarında dinlendirici, loş mekanlar oluşturmak için ideal

Unutmayın böyle zarif, eğlenceli, huzur dolu, doğa dostu yeşil mekanlar için büyük alanlara hiç ihtiyacınız yok, ihtiyacınız olan şey biraz cesaret biraz da yaratıcılık..Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here