Çizgili Pijamalar ve Bilişsel Şemalar

0
505

Kimi yaklaşımlara göre doğduğumuzda aslında boş bir tahta (tabula rasa) gibiyizdir. Zamanla yaşadıklarımızdan, duyduklarımızdan, öğrendiklerimizden oluşturduğumuz birikimle bir benlik hazırlarız. Bu nedenle eğitim çok önemlidir. Başka yaklaşımlara göre ise doğduğumuzda boş bir tahta olmamız mümkün değildir. Genetik olarak ve hatta en eski insanlardan bugüne taşıdığımız birçok bilgi ve özellik vardır. Ancak tabula rasa olsak da olmasak da deneyimlerimiz, öğrendiklerimiz, yaşadıklarımız bizi değiştirir. Bu var olmamız için de gereklidir.

Psikolojik açıdan baktığımızda ise bununla bağlantılı olarak şema adı verilen bazı yapılardan bahsederiz. Erken yaşlarda deneyimlerimiz, çevreden aldığımız mesajlar bizde dünyayı açıklamamızı sağlayacak şemalar oluşturur. Dünya nasıl bir yerdir? Güvenli mi? İnsanlar nasıldır? Tehlikeli mi? Ben nasıl biriyim? Değerli mi, yeterli m? Bu soruları cevaplamak üzere birçok şemamız oluşur ve bu şemaları dünyayı anlamak ve var olmaya devam etmek için “kısayol tuşları” olarak kullanırız.  Bazen bizi yanıltan sonuçlara varır, bu şemaları geneller, her koşulda aynı kısayolu kullanmaya çalışırız. Tabi sonuçta sıkıntı yaşamamız kaçınılmaz olur. Ancak bu şemalara ihtiyacımız vardır. Bizim için hayatı kolaylaştırır, her şeyi, ayrıntılı düşünmek ve değerlendirmek zorunda kalmayız. Eğer çok katı, esnemeyen, genellenen, gerçek verilere dayanmayan şemalarımız oluşmuşsa o zaman hayatımız zorlaşır. Kimi zaman ilişkilerimiz bozulur, kimi zaman kendimizi istemediğimiz durumlarda buluruz ya da kontrol etmeye çalışırız. Hissettiğimiz duygular çoğunlukla olumsuz ve baş etmekte zorlandığımız duygular olur.

Şemalarımız dünyayı anlamlandırmak için kullandığımız kısayol tuşlarımızdır.

Çizgili Pijamalı Çocuk (The Boy in the Striped Pyjamas, 2008), Bruno adında 8 yaşındaki bir çocuğun Nazi subayı olan babasının görev yerinde yaşadıklarını anlatan bir filmdir. Babası Ralf, Auschwitz toplama kampının idaresiyle sorumludur ve yaşadıkları yer kampın hemen yanındadır. Bruno, arkadaşları olmadığı için çok sıkılmaktadır ve evlerinin yakınındaki bu “çiftliği” keşfetmek ister. Orada yine 8 yaşında Yahudi bir çocukla tanışır. Onunla teller arkasından arada sırada görüşmeye ve oyun oynamaya başlarlar. Ancak ikisinin hayatı çok farklıdır ve Bruno onu, tel örgüleri, giydiği “pijamaları”, “çiftliği” tanımaya, babasının “iyi” biri mi yoksa “kötü” biri mi olduğunu anlamaya çalışır.

“Neden çizgili pijama giyiyorsunuz? Üzerindeki numaralar oyun için değil mi? Nasıl bir oyun anlatsana!”  Bruno

Bruno’nun ablası Gretel ise farklı motyivasyonlarla hızlı bir şekilde “çiftlik” konusundaki sorularına cevap bulur ve uyum sağlar. Onun dünya ile ilgili şemaları, hoşlandığı genç subayın verdiği kitaplardan, eve gelen öğretmenin anlattıklarından etkilenerek hızlıca oluşur. Bruno ise “arkadaşlık”, “insanların iyiliği”, “güvenilirlik” gibi birçok konuda çok daha masum ve zor değişen inanışlara sahiptir. Yeni şemaların oluşması, zorlayıcıdır ve Bruno gibi ikna olması, kanıt bulması gereken kaşif ruhlu bir çocuk için daha çok cevap gerekir.  Babasında ise belli şemalar oluşmuştur, kendi annesinin bu şemaları sarsacak yaklaşımları olduğunda ise hemen müdahale eder ve susturur. Ancak eşi de bir süre sonra bu şemalardan kaynaklanan katı tutum nedeniyle rahatsız olmaya başlar.

Çocukken hepimizin belli şemalardan yoksun olduğunu, sonradan deneyim ve bilgi ile bu şemaları oluşturduğumuzu ve kullandığımızı gösteren etkileyici bir film olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu şemaların gerçek dışı, katı ve genellenmiş olması, aslında bizim için işlevselliğini yitirmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bazı durumlarda gelişen psikopatolojik durumların tedavisinde bu şemalar ele alınır ve bir heykeltraşın bir kayayı şekillendirmesi gibi, adım adım yeniden gözden geçirip şekil verilir.

Filmi seyredip karakterlerin “kendileri”, “diğerleri-dünya” ve “gelecekle” ilgili ne gibi şemalarla, bu şemalardan yola çıkan inanış ve beklentilerle hareket ettiğini lütfen değerlendirin. Ardından kendi yaşamınızda sizin ne gibi inanışlarınız olduğunu, bunların hangi şemalardan kaynaklanıyor olabileceğini ele alın.

Keyifli seyirler…

Paylaş
Önceki İçerikZekeriya Birkan Kimdir?
Sonraki İçerikKurban Bayramımız Mübarek Olsun Türkiye
2004 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)Psikoloji bölümünden mezun olan Burcu Sevim, “Otizm tanısı almış çocukların annelerinde stres, depresyon, kaygı ve intihar düşünceleri” konulu tezi çerçevesinde stresle başa çıkma programı uyguladı ve Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. “Karşı cinsle ilişkilerde mizah, bağlanma, kişilik özellikleri, psikolojik sorunlar ve öfke” konulu tezi ile 2011 yılında ODTÜ’de Klinik Psikoloji doktora programını bitirdi. Eğitimi süresince önde gelen hastanelerde psikiyatri servislerinde staj yaptı, çeşitli Klinik Psikoloji ve Psikiyatri merkezlerinde psikoterapi uygulamalarına devam etti ve süpervizyon aldı. ODTÜ’deki eğitimi sürecinde dahil olduğu Psinema grubunun etkinlikleri bünyesinde sinematerapiye olan ilgisi arttı ve uygulamalarında filmleri kullanmaya başladı. Verdiği seminerlerin yanı sıra, psikoloji ve sinemanın iç içe olduğu radyo programının yapımcılığını üstlendi, Psinema dergide çeşitli yazıları yayınlandı ve editörlük yaptı. Cinemascope dergisinde SinemaTerapi köşesinde yazdı, yurt dışında intihar ve sanatla ilgili yapılan bir çalışmada ergen intiharları ve filmler konulu yazısıyla katkıda bulundu. ODTÜ KKK Psikoloji bölümünde ve Yeditepe Üniversitesi Psikoloji ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinde öğretim görevlisi olarak Klinik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji ve Filmler & Psikopatoloji dersleri verdi ve derslerde filmleri kullanarak daha keyifli ve kolay öğrenmenin sağlanmasını hedefledi. Çeşitli psikoloji sitelerinde sinema ve psikoloji konulu yazıları bulunmaktadır. Halen Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans ve doktora programlarında ders vermekte, psikoterapi uygulamaları yapmakta, film gösterimleri ve söyleşileri düzenlemektedir. BS Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde ergenler ve yetişkinlerle Bilişsel-Davranışçı Terapi, İlişkiler Arası Terapi ve Sinematerapi yaklaşımlarından yararlanarak çalışmaktadır. Depresyon, anksiyete bozuklukları, travma, ilişki problemleri, ergenlik gibi farklı problem alanlarında çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here