İslamofobinin yükselişi Chatham House Avrupa Programı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ağırlıklı olarak Müslüman ülkelerden gelen göçmenlere karşı kamuoyu tepkisi, sadece Trump yönetimi (Müslümanların ülkeye girişinin yasaklanması) ile sınırlı değildir. Araştırma kapsamında Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Polonya, İspanya ve Birleşik Krallık’taki katılımcılara “Müslüman göçmenler başta olmak üzere yeni göç dalgaları engellenmeli” argümanı sunulmuştur. Raporda görüldüğü üzere araştırma kapsamındaki katılımcıların Polonya’da yüzde 71’i, Avusturya’da yüzde 65’i, Almanya’da yüzde 54’ü, İtalya’da yüzde 51’i, Birleşik Krallık’ta yüzde 47’si ve İspanya’da yüzde 41’i bu ifadeyi desteklemiştir. Araştırma kapsamındaki ülkelerden hiçbirinde bu ifadeye karşı çıkanların oranı yüzde 32’yi aşamamıştır.

2016 Avrupa İslamofobi Raporu’ndaki bulgular bu alanda yapılan diğer birçok çalışmanın sonuçları tarafından desteklenmektedir. Örneğin 2016 Ipsos Tehdit Algısı Anketi Avrupa’daki mevcut ve gelecekteki Müslüman nüfusun birçok ülkede abartıldığını ortaya çıkarmıştır. 20 ülke arasında Müslüman nüfusu yüzde 10’dan daha fazla oranda abartılı şekilde tahmin edilmesinde ilk on iki ülkeyi Avrupa ülkeleri oluşturuyorken ABD ve Kanada ise kalan sekiz ülke arasında yer almaktadır. Söz konusu ankette “2020 yılını düşündüğünüzde her 100 kişiden kaçının Müslüman olacağını düşünüyorsunuz?” sorusu sorulduğunda, Müslüman nüfusun oranının olduğundan çok fazla şekilde tahmin edildiği ülkeler arasında Avrupa ülkelerinin ilk sırayı aldığı görülmektedir. Fransa’da gerçek projeksiyon yüzde 8,3 olmasına rağmen 2020 yılında ülke nüfusunun yüzde 40’ının Müslüman olacağı düşünülmektedir. Diğer taraftan İtalya’da bu oran yüzde 26, Belçika ve Almanya ise yüzde 24’tür. Bu sonuçları Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan başka bir çalışma ile beraber düşündüğümüzde bu abartılı tahminlerin Müslümanlara karşı olan olumsuz tutumun bir yansıması olduğunu söyleyebiliriz. Bu çalışmada şu ifadelere yer verilmiştir: “Avrupa genelinde Müslümanlarla ilgili düşünceler farklılık göstermektedir. Macaristan, İtalya, Polonya, Yunanistan ve İspanya’nın yarısı veya yarıdan fazlasının Müslümanlara karşı bazı olumsuz düşüncelere sahip oldukları görülmektedir. İtalya (yüzde 36), Macaristan (yüzde 35) ve Yunanistan’ın (yüzde 32) en az üçte birinin ise Müslümanlar hakkında çok olumsuz düşüncelere sahip oldukları görülmektedir. Çalışma kapsamında yer alan diğer ülkelerdeki çoğunluğun ise Müslümanlara karşı olumlu düşüncelere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Buna rağmen tüm ülkelerin en az dörtte birinin Müslümanlara karşı çok olumsuz düşüncelere sahip oldukları görülmektedir. Avrupa genelindeki İslamofobik olaylar, saldırılar, tutumlar ve kıta genelinde iktidar odaklarının sarsılmaz İslamofobik tavırları göz önünde bulundurulduğunda bahsi geçen bu rakamlar şaşırtıcı değildir. Müslümanlar hem içeride hem de dışarıdaki düşman olarak görülmektedir. Batı toplumlarında Müslümanların kendileri ile eşit haklara sahip vatandaşlar olmadıklarına dair geniş bir kabul vardır. Ötekileştirme ve ayrımcı muameleye tabi tutmak, Müslümanların şeytanlaştırılması ile beraber yürümektedir. Böylesine derin bir güvensizlik ve düşmanlık ortamı Müslümanlara yönelik fiziksel saldırılar ve siyasi kısıtlamaların yapılmasına olanak sağlamakla kalmayıp normalleştirmekte ve savunulur kılmaktadır. İslamofobik tutum ve davranışlar hiçbir şekilde İslam ve Müslümanlar hakkında yanlış bilgilendirilen ve ekonomik durumu kötüye giden işçi sınıfı veya orta sınıf ile sınırlı değildir. Kavram bilhassa eğitimli elitler ve seçkinler için de geçerlidir. Bazı meslekler için tesettürün, kamuda nikabın ve bazı Avrupa şehirlerinde minarelerin yasaklanması ya da Müslümanların ifade özgürlüğünü kısıtlayan diğer tüm düzenlemeler bu tespiti doğrulamaktadır. Dolayısıyla medya ve toplumun geniş kesimlerinin siyasetçilerin bu tür kararlar almalarını kabul ettiği ve desteklediği bir ortamda Müslüman mülteci veya göçmenlerin Avrupa’ya gelmesine karşı ortaya çıkan bu güçlü muhalefet şaşırılacak bir durum olarak görülmemelidir. Yukarıda zikredilen bu rakamlar İslamofobi meselesini niceliksel değil niteliksel açıdan inceleyen Avrupa İslamofobi Raporu’nun gerekliliğini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Rapor, birçok Avrupa ülkesindeki İslamofobinin yayılımını belgelemek ve analiz etmek amacındadır. Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamının İslamofobi ile ilgili istatistikleri tutmaması nedeniyle bu raporun Avrupa’daki resmi tam olarak yansıttığını iddia etmek güçtür. Bundan dolayı Avrupa İslamofobi Raporu’nun en temel önerisi, şu ana kadar gerçekleşmemekle birlikte, İslamofobinin ya da Müslüman düşmanlığının Avrupa ülkelerinde nefret suçları kapsamında ayrı bir suç kategorisi olarak değerlendirilmesidir. Bu raporun literatüre başlıca katkısı İslamofobi ile ilgili Avrupa çapındaki genel eğilimleri ortaya çıkarması ve incelenen ülkelerdeki temsili örneklerle bu eğilimi belgelemesidir.

 

 

Leonardo Da Vinci’nin Az Bilinenleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here