ARAP BAHARI VE SURİYE

0
39

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da bir domino etkisi uyandıran Arap Baharı’nın etkisini en çok hissettirdiği ülkelerin başında Suriye gelmektedir. 2011 yılında itibaren Suriye’de giderek artan ayaklanmalar, rejimin halkın reform taleplerine karşı olan tepkisi, Suriye’de süren vekalet savaşları, rejim yanlısı ve rejim aleyhtarı olan grupların çatışması, Suriye’yi bir cehenneme dönüştürmüş, baharın rejimleri değiştirme/dönüştürme yönü Suriye’de halen devam etmektedir.

Suriye uzun yıllar boyunca otoriter bir rejim tarafından yönetilmiştir. Rejimin bu mahiyeti Esad döneminde devam etmiştir. Baskı altında yaşayan, basın özgürlüğünün, demokrasinin, gelir adaletinin yaşandığı Suriye’de Arap Baharı’nın beraberinde getirdiği değişim umutlarının Suriye’de etkisini hissettirmesi beklenilen bir durumdu. Nitekim Bahar Suriye’ye sıçrar sıçramaz halk sokaklara dökülmüş, rejimin demokratik birtakım reformlara kulak vermesine yönelik gösteriler giderek artmıştı. Artan gösteriler karşısında rejim her ne kadar birtakım vaatlerde bulunmuş olsa da halkın reform talepleri bir türlü çözüme kavuşturulmamıştı.

2010 yılının sonlarında Ortadoğu’da “tsunami” etkisi uyandıran halk ayaklanmaları karşısında Suriye rejimi, ayaklanmaları önemsememek, Suriye’yi diğer Ortadoğu ülkelerinden farklı olduğunu savunmuştur. Bölgede vekalet savaşı veren güçler ile Nusayri rejimine bağlılığını sürdüren içteki güçlerin Suriye rejimine olan desteklerinden dolayı “Bahar”ın getirmiş olduğu rüzgâr rejim tarafından fazla ciddiye alınmamıştı.

2011 yılında Dera’da ortaya çıkan ayaklanmalar daha sonra Suriye’nin çeşitli yerlerine sıçramıştı. Baas Partisi’nin en güçlü kalelerinden biri olan Dera, kuraklığın yaşandığı, yoksulluğun azami boyutlarda yaşandığı bir şehirdi. Ayaklanmalar daha sonra bu şehirden Lazkiye’ye, Hama’ya, Humus’a, Banyas’a sıçramıştı. Rejim tüm bu ayaklanmalar karşısında tedhiş politikasını devreye sokmuş, Suriye, iç savaş manzarasının hüküm sürdüğü bir veçheye bürünmüştü.

Suriye rejiminin artan protestolar ve ayaklanmalara yönelik düşüncesi olan biteni bir kriz olarak görmek olmuştur. Aslında ayaklanmalarının geneline baktığımızda Suriye rejiminin yıllardır otoriter bir rejim olarak varlığını sürdürmesi, halkın derin sorunlar içinde boğuşması halkı sokaklara itmiş, öfkelerini dışa vurmaya sebebiyet vermişti. Fakat Beşar Esad bu ayaklanmaları içsel birtakım dinamiklerden kaynaklandığı ve ülkenin genelinin bir rahatsızlığı olmadığı kanısına varmıştır. Bunun yanında Suriye rejimi kendi ülke topraklarında olan biteni küresel vebölgesel birtakım güçlerin bir desisesi olarak görmektedir. Rejim bundan hareketle güvenlik politikalarına ağırlık vermiş, içerde tedhiş politikasını benimsemiştir.

Halk ayaklanmalarının Suriye’de ortaya çıkmasında tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi birtakım gerekçelerden kaynaklanmıştı. Olayların arka planına baktığımızda sosyo-ekonomik ve siyasi nedenlerin yattığını görürüz. Ekonomik nedenler olarak 2005 yılından itibaren ülke ekonomisinin neoliberal politikalara kaymasını gösterebiliriz. Neoliberal politikaların sonucunda halklar arasında derinleşen gelir adaletsizliği alt ve orta kesimin ekonomik durumunu zorlaştırmış, ülkedeki ekonomik dengeleri bozmuştur. Ülkenin ekonomik anlamda genel veçhesi, sınıflar arası uçurumun giderek artması şeklinde olmuştur.

Ayaklanmaların siyasi gerekçelerine baktığımızda ilk olarak Suriye’de mevcut Baas rejimini gösterebiliriz. Hafız Esad döneminden beri ülkenin otoriter bir şekilde yönetilmesini, bunun oğul Esad döneminde devam etmesi, rejimin özel hayat üzerindeki kontrolü, birtakım baskı aygıtlarıyla rejimin halkın üzerinde tahakküm kurmasını siyasi gerekçeler olarak sıralayabiliriz.

Rejimin genel politikası düzeni muhafaza etmek, güvenlik politikalarını daha da güçlendirmek yönünde olmuştur. Bu rejim için başlıca amaçtı. Şehirleşmenin, okuryazarlığın, eğitimin giderek artması, Suriye halkının siyasi farkındalığının gelişmesi, rejimin halkın taleplerine kulak vermesini kaçınılmaz kılmıştı. Toplumdaki değişim istenci, siyasetteki düzeni devam ettirme düşüncesiyle tezattı. Ayaklanmaların menşeine baktığımızda bu durumu en güçlü gerekçe olarak görebiliriz. Her ne kadar Beşar Esad’ın iktidara gelmesi Suriye halkı için bir umut olsa da Esad döneminde rejimin devamlılığı devam etmiş, her ne kadar Beşar Esad kısmi birtakım liberal politikalar uygulamış olsa da Baas rejiminin otoriter yüzü kendi dönemi Suriye’sinde devam etmiştir.

Arap ayaklanmalarının Suriye’de etkisini hissettirmesi, Beşar Esad’ın izlemiş olduğu siyasetin devam etmeyeceğini kaçınılmaz kılmıştı. Beşar Esad kısmi reformlarla rejimi artan protestolar ve ayaklanmalar karşısında tutmuş olsa da rejime yönelik artan öfke dinmeyecekti. Bu da beraberinde çatışma ortamını doğurmuş, ülke daha sonra iç savaşın yaşandığı bir cehenneme dönüşecekti.

 

Muhammed Emin Birkan

“Muhammed Emin Birkan, Muhammed Emin Birkan Kimdir, Emin Birkan, Muhammed Emin “

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here